Sosyal medyada konuşulan(mayan)lar

Ülke insanımız bir alem. Neden mi? Sosyal medyadan ve tv kanallarından çıkardığım sonuç bu. Her türlü düşünceye sahip, her türlü davranışa sahip bir toplum var.  Çeşitliliğimiz zenginliktir, bu zenginlik bazen avantaj olur, bazen sıkıntı. Ama yine de güzellik göreceli bir şey. Bu zenginlik benim için güzelliktir. Avantajdır, bir değerdir.
Sosyal medyadan bahsetmişken devam edeyim. Tv kanallarında az rastlarız ama sosyal medyada sahte kahramanlar çoktur. Atıp tutmalar da çoktur. Bilen bilmeyen herkes kendi fikrince ağır eleştiren de çoktur. Yerli yersiz söz söyleyen de.
Hele bir özenti çılgınlığı var ki almış başını gidiyor. Bu keşke milli değerlerimize özenilse, keşke kültürel geçmişimizle bağ olsa, keşke Osmanlı gibi olmak için mücadele edebilsek.. Ama mmalesef bu özentiler Batı’ya, Batı medeniyetine, Batı düşüncelerinedir.
Sosyal medyada bazı insanıların inançları gereği gibi yaşamadıkları da paylaşımlarından bellidir.
Şunu da söyleyeyim sosyal medyayı verimli ve faydalı kullanan kişiler de var, takdirr etmek de teşekkür etmek de yeridir. Bu kişilerin sayısının çoğalmasını isterim, çoğalmasa da onların paylaşımlarını çoğaltmalarını isterim…
Bu sosyal medyada neler çok paylaşılıyor, neler çok konuşuluyor, ona bir bakalım.
EN ÇOK KONUŞULANLAR
* Başta Mehmetçiğimizin Afrin operasyonu, Zeytin Dalı harekatı.
Bana sorarsanız bu paylaşımlar daha çok olmalı ve hatta yurt dışına iyi aktarılmalı. Türk askerimizin sivillere dokunmadığını sosyal medya aracılığıyla Avrupa devletlerinin vatandaşlarının görmesi bilgilenmesi için. Zaten devlet yöneticilerine ulaşsın demiyorum, onlar zaten nasıl bir oyun kurduklarını iyi bilirler. Türk askerinin sivillere dokunmadığını bu hassasiyeti önemsediklerini Batı ülkelerinin yöneticileri iyi bilir.
* 2019 seçimleri. Parti ittifakları ve Abdullah Gül aday olur mu? Olursa kazanır mı? Neden bugünlerde sessiz? Neden Afrin için bir söz söylemedi, bir düşünce belirtmedi? AK Parti oy kaybedermi? Recep Tayyip Erdoğan yine seçilir mi?
Şimdi ben de bu konuşulanları biraz özetleyeyim: 2019’da seçim olacak, bazı parti ittifakları da yavaş yavaş günyüzüne çıktı. Gül aday olsa da kazanamaz, hatta dava arkadaşına ihanet olarak yorumlanır ve toplum içinde akıllarda böyle kalır. Belki de Gül’de ‘dava kardeşiyiz’ dediği kişiye karşı rakip olma cesareti de olmaz, olmamalıdır bence. Abdullah Gül tüm bu tartışmaları, tüm bu fitne konularına son noktayı koymak istiyorsa “2019 seçiminde Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğim” diye açıklama yapmalıdır. Ve de Erdoğan’ı yine bu halk cumhurbaşkanı olarak seçer.
* Falan artisin, falan sanatçının, filan fotbulcunun, şu kaşarın hayatı, şu kibirlinin yaşamı…
Bunlar benim için boş ve anlamsız vakit kaybı. Özenti ve kültürel değerlerimizin ilk adımları. Yozlaşan bir neslin öncüleri gibi görüyorum.
* Acun’un zenginliği ve Survivor’da yaşanan saçmalıklar. Yok ne giysem, yok moda, yok yemekteyiz…
Hiç izlemiyorum, hiç bakmıyorum tv’ye ama sosyal medyada kırla insan, paylaşım yapıyor, konuluyor.
* Yine Acun’un kanalında yapılan şu ses yarışması rezaleti, olan milletin mesajlarına oluyor. Bir Türkiye şu kazansın, benim adayım seçilsin diye mesaj atmak için otomatiğe bağlanmış. Yazık, çok yazık. O mesajları şehit ailelerine yardım sağlayan derneklere, vakıflara yollayın, ya da muhtaç insanlara yardımlarda bulunan kurumlara yollayın. Acun’u zengin etmekten vazgeçin.
* Nasıl son çıkan -Iphone- sahibi olurum? çılgınlığı…
Ayağınızı yorganınıza göre uzatın, derim.
* Marka giyinmek. Başkalarına havalı gözükmek.
Güzel, temiz giyinin, ama mütevazı olmaya çalışalım. Bütçemize göre alışveriş yapalım.
* Eğitimsizlik, eğitimli cahillerin paylaşımları, İslami olarak ahlak eksikliği, İslami eğitim eksikliği.
Eğitim olmalı, her alanda, her konuda. Eğitimin taçlanmasını istiyorsak İslami eğitimi de önemsiyorum, İslam şuuruyla yetişen nesil daha başarılı, daha toplumun sesi olabilecek, duasına layık olabilecek kişiler olur, diye düşünüyorum. Hem İslam bilinciyle yaşarsak her konuda daha iyi bir ülke olacağımıza da inanıyorum. Çünkü İslam eşitliği, kardeşliği, adaleti, yardımlaşmayı, hakkı, dürüstlüğü öğretiyor.
* Herkesin bir cemaatte bağlı olması… Ben bu cemaat konularından tiksindim. Eğer bir cemaat siyasetle uğraşıyorsa o cemaatten uzak kalırım. Biz cemaat olmadan da iyi bir Müslüman olabiliriz. Bizim kitabımız yol olarak bilirsek, İslam’ı yaşam olarak kabul edersek biz Allah’a olan kulluk görevimizi yerine getirirsek cemaat mensubu olmadan da yapabiliriz. Ama cemaatleri nesillerimiz için değerli ve faydalı olarak görüyorum, onun için tüm cemaatler devlet denetiminin altında olmalı. Hiçbir cemaat devletin üstünde görülmemelidir.
* Neredeyse gençliğin tamamı okuduğuna göre, yarın milyonlarca üniversite mezunu ne olacak?
Bu konu yıllarca bir sorun haline geldi. Devlet ve millet olarak eğitime önem veriyoruz ama eğitim, eksiklikler ve sistem değişikliği yüzünden bir türlü yerine oturmadı. Okuyup işsiz kalan gençler var. Ama her şeyi devletten beklememek gerekir. Her okuyan ”memur olacağım memur olamazsam okuduğum boşa” diye söylenmemeli. Mücadele edip rızıklarımızın peşine düşüp başka alanlarda da iş sahibi olabiliriz. İş imkanı çok ülkemizde, ama işi beğenmeyen kişilerin de çok olduğunu da bilin isterim.
* Popçu, topçu olmak, yani şöhret…
Bu sıfatları taşıyanlara sorun inanın çoğu mutsuz, huzursuz… İnanın çoğu bizim bu doğal yaşamımıza hayran, belki de şu anki durumundan şikayetçi olan şöhretler de vardır. Bunları takip etmek, bunlara özenmek yanlış, çünkü bu kişiler bizim ölçü birimimiz değil, bu kişiler bizim değer merkezimiz değil. Bunlar bu toplumun içinden çıkmış kişiler ama bu toplum yaşantısından uzak yaşamaya çalışan kişilerdir. Yani bu şöhretli kişiler biraz abartı ile biraz gösteriş ve kibir ile yaşamaya gayret ediyorlar. Hiç bir doğal yanları yok. Elbette şöhret olup bu ülkeye katkı sunan, değer veren sanatçılarımız da var. Bu ülkenin sesi olmuş kişiler de var, bunlara sözümüz yok, severiz sayarız, saygı gösteririz.
* Kadir inanır hastalandı.
Sosyal medya ikiye bölündü. Dua eden ve beddua edenler diye.
Bana göre Kadir İnanır bu ülkenin sanatçısıdır,  ama bu sevgiye layık biri değil. Siyasete soyunduktan sonra yaptığı açıklamalar Anadolu insanını şaşırttı, Anadolu insanının ahını aldı. Ben şahsen beddua etmiyorum ama dua da etmiyorum. Sadece düştüğü durumu irdelemesini empati kurmasını beklerim. Halk tarafından sevilen, değer verilen bir sanatçı iken, halkın gözünden düşmüş, değerini yitirmiş ve öfkesini almış bir zat olarak anılması, hastayken bile sanat camiasından kimselerin uğramaması, kimselerin onu dillendirmemesi bu bile ona yetiyor, nasıl bir yanlış içine düştüğünü gösteriyor. Kısacası ben sevmiyorum.
 
EN ÇOK KONUŞAMADIKLARIMIZ, PAYLAŞAMADIKLARIMIZ
* Ülkemiz hainler tarafından kuşatılıyor ve tek başına Recep Tayyip Erdoğan bu ülke için mücadele veriyor. Bizler bu konuda sosyal medyada eksik kaldık. Tam savunan dava adamını anlatamadık aktaramadık, savunamadık.
* Yağmur yağmıyor, kar yok, kuraklık geliyor. Bu yaz için kötü günler bekliyor demektir. Inşaallah beklemem kar gelir su ihtiyacımızı yazın gideririz. Yazın yağmur duasına çıkma gereği kalmaz inşallah.
* Şehirleşme. Beton yığınına dönüşüyor, kentsel dönüşümle şehirlerimiz yenilenmelidir. Adalet duygusuyla, bizim adamdır anlayışından uzak bir düşünceyle şehirlerimizi yeniden imar etmeliyız.
* Köylerde nüfus azaldı. Son araştırmalara göre köylerin nüfusu 5 milyona inmiş, 2012’de bu oran 15 milyon imiş… Hayvancılığın değer verilmesi halinde, tarımsal faaliyetlere katkı verilmesi halinde köylerimiz eskisi gibi kalabalık olur ve büyük şehirlerdeki nüfüs biraz azalır. Bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba güzel adımlar atmış. Hayvancılığın artması için ciddi destekler veriyor. Bakanımız bu konuda başarılı buluyorum.
* Et, meyve ve diğer tarım ürünlerinde yüzde yüz dışa bağımlı hale geliyoruz. Aslında verimli topraklara sahip bir ülkeyiz. Neden bu hale geldik? Bu konuşulmalı, bu konulara el atılmalı. Ama hayvancılığa önem verilirse yöre insanlarına devlet zaten desteği veriyor. Girişimci kişiler hayvancılık sektörüne girmelidir.
* Sınırımızda kurulan 300 bin kişilik terörist, ırkçı bir ”ordu”! Bunu önlemek için ülke insanı olarak bilinçli olmalıyız. Askerimize desteğimizin olduğunu göstermeliyiz. Ve bu Afrin Harekatı’nda bu destek çok şükür gösterildi. Ülkemiz birlik ve beraberlik şuurundan asla taviz vermemelidir. Böyle olursak asla bu hainler başaramaz.
* Doğal beslenmek istesek de doğal hiç bir gıda kalmamış! Yediğimiz her şey kimyasal… Yediğimiz her şeyden şüphe eder olduk. Mevsiminde yetişen ürünleri tüketmeye gayret gösterelim.
* Herkes hasta ve ilaç manyağı edilmiş binlerce, on binlerce insan. Ecdadım 100 yıl evvel 200 yıl evvel aşı olmadan doğup büyümüş yaşamış ölmüş, ilaç kullanmadan Anadolu insanı kendi tedavi yöntemleriyle yaşamış. Hatta eski insanlar daha uzun süreli yaşam imkanı bulmuş. Biz ilaç bağımlısı haline gelmiş bir bedenle hayat sürdürüyoruz. Çocuklar bir yaşına gele kadar çok sayıda aşıya maruz kalıyor. Bu, gerçekten sağlığımız için mi yapılıyor, yoksa ilaç satan şirketlerin oyunu mu? Bunu çok merak edenlerdenim. Ilaçlar olmasına rağmen, erken yaşta aşılarla hastalığa karşı önlem alınmasına rağmen eski insanlarımız kadar uzun ömürlü olamıyoruz, eskilerden daha fazla hastalıklar var bizde.
* Türkiye residans, plaza, site çöplüğüne dönüşüyor. Beton yığınları içinde sosyal insan olma endişesinden uzak, içine kapanık bir toplum olma yolunda ilerliyoruz, Komşuluk, selamlaşma, yardımlaşma yok oluyor ve bu yakın akraba arasında bile zamanla kopmalara vesile oluyor, bir kaç yıl sonra da tarihe karışacak. Geçmişimizi unutacak hale gelip Batı ülkelerinin yaşam anlayışına geçeceğiz. Oysa Anadolu mahalle, sokak, semt kültürüne uygun bir yaşam alanıyken bunlar yok ediliyor. Oysa toplum olarak komşu ilişkilerimiz güzelken şimdi yok oluyor.
* Eroin, bonzai, esrar kısaca uyuşturucu maddeler okul önlerinde çok satılır hale geldi. Bunu önlemek için ekipler kurulsa da yine önü alınamıyor gibi gözüküyor. Daha katı kurallar getirilmeli.
* Tecavüz haberlerini duymaktan bıktım. Her tecavüz olayı beni kahrediyor. Bu konuda idam getirilmediği sürece bu olayları daha çok duyarız. Tecavüzcülere ve vatan hainlerine idam getirilmelidir.
* Gençlerin geçmiş tarihini öğrenmesi gerekmektedir. Bu konuda TRT’nin dizi ve filim çalışmalarını çok doğru buluyorum. Çok güzel bir çalışma. Ama bizim gençlerimiz dünyadan bihaber yaşadığı gibi geçmişine bakıp ders çıkarmadığı gibi Batı ülkelerine özenti içinde, Batı hayranı yetişiyor, ayrıca
bilgisayar oyunlarına da çok bağımlı hale geldiler. Sosyal medyadan gelen oyun isteklerinden anladığım bu. Hatta bu oyunlar uyuşturucudan daha tehlikeli boyutta olduğu düşüncesini taşırım. Oyun da olacak hayatımızda ama ölçüsü çok önemli ayırdığımız zaman çok önemli.
* Bireysel kredi adı altında ya da kefildir kredi diye neredeyse Türkiye’de iki kişiden biri bir şekilde bankalar tarafından borçlandırılmış… Bu konuda bir adım atılmalı. Borçlu bir zihniyet cesaret edip girişimci ruhuyla adım atamaz. Bunu da ülkemizin geleceğine zarar olarak görmekteyim.
Şimdilik bu kadar, Allah’a emanet olun. Allah birliğimizi, kardeşliğimizi daim etsin. Askerimize ve devletimize Allah yar ve yardım etsin, millet olarak biz de yanında durmalıyız.