“Gül’ün vefasızlığı ve SP”

Erken seçim tüm siyasi partiler için sürpriz oldu. Dolayısıyla seçmenlerimiz için de sürprizdi.
MHP ve AK Parti, bu seçim kararını birlikte aldılar.
Zaten 2019’a kadar seçim gününü beklemekten dolayı sıkıntılar olacağı gibi ekonomik baskılar da olacaktı. 2019’a kadar seçimi taşımak güç olacaktı.
Yatırımcılar için de bu seçime odaklanıp ciddi öngörülerinde endişeleri vardı. Yatırımlarında gelecek, siyaset endişesi vardı. Ülke için bu erken seçim iyi oldu. Ülkemizin geleceği için, siyasi netlik kazanması için.
Seçim tarihi belli olduktan sonra cumhurbaşkanı adayı bulma telaşları da başladı siyasi partilerde.
MHP ve AK Parti’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan olarak ilk günden beri netleştirildi.
Bu kesindi.
Ama… CHP aday bulmada zorlandı. Hem de çok zorlandı.
Önce Abdullah Gül üzerinden ittifak kurmak istediler ama yapamadılar. Ittifak başlamadan çöktü. Sonra Muharrem İnce’yi CHP cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etti.
Bu bilinen ve netleşen adımlar.
Biraz geriye gidip ortak aday olarak düşündükleri Abdullah Gül kısmına biraz girelim.
Malum, sizler de bilirsiniz Saadet Partisi, CHP, İyi Parti ve DP ile birlikte ortak aday olarak Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına sayın Gül çıkartılacaktı. Bu herkes tarafından biliniyordu ama Abdullah Gül son ana kadar hiçbir açıklama yapmadı. İttifak oluşmayınca bu sefer Abdullah Gül kendisi çıkıp basın açıklamasıyla bu konuya netlik getirdi.
Ve basın açıklaması herkes tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Gül’ün özleri ve düşünceleri AK Parti tabanını üzdü. Ve yıllarca bu davada beraber yürüdüğü Recep Tayyip Erdoğan’a vefasızlık yaptı.
Abdullah Gül geldiği tüm makamlara Recep Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu ve  desteğiyle geldiğini çok çabuk unutmuş ki, bazılarının gazına gelip, O’nun karşısına çıkıp cumhurbaşkanı adayı olacaktı.
Vallahi ne diyeyim! Son derece tartışmalı, süratli, hararetli ve tecrübeler edinebileceğimiz ayrıntılarla dolu bir haftayı geride bıraktık. Gül’ün o açıklamasıyla yeni başkan adayları konuşulmaya başlandı ve adaylar da ortaya çıktı .
Biz Gül’ün açıklamasına dönelim.
Gül kameraların önüne çıktı, savunma mahiyetinde dedi ki: “Çok geniş bir mutabakat oluşturulsaydı adaylığım söz konusu olacaktı” ve ekledi ”Arkadaşlarımla istişare ettik geniş mutabakat sağlanmadı” açıklamasında bulundu.
Yani, “Erken seçim kararından dolayı beklediğim o ortam oluşmadığından aday olamadım, yoksa Erdoğan’ı devirmek için harekete geçecektim! Hiç de gözünün yaşına bakmazdım!” demek istedi bence.
Şunu çok merak ediyorum
1- O istişare ettiği arkadaşları kim?
2- Geniş mutabakat dediği siyasi oluşum nelerdi? Arkasındaki güç kimlerdi?
Bu soruların cevabı araştırılıp açıklanırsa belki her şey bizler için anlam kazanır ve Gül’ün gerçek yüzünü daha da iyi anlardık.
Gül vefasızlığı ile siyaset tarıhıne adını yazdırdı.
Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olduğu günü hatırlayalım biraz.
Recep Tayyip Erdoğan, kendisi rahatlıkla aday olabiliyorken, kendisinin cumhurbaşkanı olma imkanı varken, çıktı ”Cumhurbaşkanı adayımız kardeşim Abdullah Gül’dür” dedi.
Biz de bugün Abdullah Gül’den aynı vefayı, aynı adımı, aynı sevgiyi beklerdik.
Gül’den, basın açıklamasında “Cumhurbaşkanı adayım Recep Tayyip Erdoğan’dır, kendisine desteğim tamdır” demesini isterdik. Tabi ki demedi ve AK Parti’nin kurucusu olduğu bir partinin seçmenlerini üzdüğü gibi, sevilmeyen bir insan haline geldi.
Tabiki bu madalyonun görünen yüzü. Bir de görünmeyen arka yüzü vardı ki hepimizin bihaber olduğu, hesaplayamadığımız, aklımıza dahi gelmeyecek o kapalı kapılar arkasında yapılan pazarlıklar, kirli hesaplar, ideolojilerinden uzaklaşıp Erdoğan’ı devirmek için birleşmeleri, ve Gül seçimi kazanırsa ne olacak? Türkiye’yi ne bekleyecek? sorularının cevabının arandığı, Erdoğan’sız bir Türkiye nasıl olmalı? FETÖ’nün de desteğiyle yeni bir yönetimle AK Parti’den kurtulma yollarının tek tek değerlendirildiği “ittifak” konsorsiyumunun devrede olduğu kirli adımlar.
Bu ittifakı konsolide eden her ne kadar CHP-SP-İP-HDP’nin liberal tetikçileri, eski solcular ile Kemalist düşünce kompradorları gibi görünse de arkalarında hangi istihbarat servisleri, üst düzey kimlikler ile hangi karanlık güçlerin var olduğu henüz gün yüzüne çıkmış değil.
Çıkması için Abdullah Gül’ün basın açıklamasındaki o istişare ettiği arkadaşları öğrenmek gerekir.
Gül’ün dediği o geniş mutabakat oluşmadı!..
O geniş mutabakatın içinde bildiğimiz tek şey ve tek kişi Akşener “100 bin jmza toplayacağım, başkanlık seçimlerine gireceğim” diyerek o geniş mutabakattan (biri)nin yan çizmesiyle anlaşma sağlanamadı. Böyle olunca da CHP’nin İP’e hibe ettiği 15 vekil transferinin de işe yaramadığı da netleşince, Gül’ün siyaset çöplüğüne fırlatılması da olağan oldu. Ve CHP’nin 15 vekilini geri alacağını açıklaması iie tüm planları alt üst oldu.
Bu ittifakta en büyük zararı bence Abdullah Gül gördü.
Tüm olumsuz, süratli gelişmelerden Gül’ün yanına kâr kalan ise; itibarı sonbahar gazelleri gibi silindi gitti, toplumun gönlünden. Siyasi vizyonu, itibarı, duruşu yerle bir oldu. Davasından uzaklaştı. Halkın sevgisiyle anılırken vefasızlığıyla tarih oldu. Seçime girmeden nakavt olma ünvanını elde etti sayın Gül. Siyaset meydanlarına bir daha çıkamayacak şekilde kendi kendisini tasfiye etmiştir. İnsanların gözündeki imajı ve sevgisi yerle bir oldu. Erdoğan gibi bir dava arkadaşını siyaset uğruna sırtından bıçaklamak için pusuda beklemesini toplum affetmedi, affetmeyecek de…
Asla da unutmayacak.
Bu ittifaktan bir şey elde edemeyen CHP, hiç olmazsa parti içindeki muhaliflerin sesini kesmek için Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı yaptı.
Bence Kılıçdaroğlu İnce’yi harcadı.
Bence Kılıçdaroğlu, İnce’den kurtulmak için O’nu aday yaptı.
Neden mi?
CHP yönetimi İnce’yi genel başkan yapmadı. Genel başkanlığa laik görülmeyen bir kişi nasıl olur da cumhurbaşkanı adayı yapılır? Bunun cevabi açık ve nettir; İnce’den kurtulmak için…
İnce’nin kazanamayacağını onlar da iyi biliyor, Cumhurbaşkanı adayı olacağı için vekil de olamayacak ve bu şekilde Kılıçdaroğlu hem İnce’den kurtulacak, hem de parti içi muhaliflerden kurtulacak.
İnce bu oyuna nasıl geldi, onu da düşünmek gerek.
O’nu kim ikna etti? Çünkü Muharrem Ince siyaset arenasında sürecini yaşıyor, bu adaylığı ile.
Sona gelirsek…
Recep Tayyip Erdoğan %53-%55 arasında bir oyla ilk turda kazanır.
Vekillik konusuna gelince MHP oylarını artıracak ve vekil sayısı da orantılı şekilde artacaktır.
Bu seçim ülkemize ve milletimize hayırlı olsun.
Allah devlet yöneticilerimize iman aşkıyla, hizmet aşkıyla yönetmeyi, millet sevdasıyla milletin derdini dert edinerek ilgilenmeyi nasip etsin.
25 Hazıran sabahı yeni bir Türkiye’yle ile uyanmak umuduyla…
Selam ve sevgiler, Allah’a emanet olun
ADEM GÜRSAL / FRANSA