Yerel seçimlere doğru giderken aman dikkat!

30 Mart 2019 yerel seçimleri yaklaşırken yavaş yavaş iç siyaset de hareketlenmeye başladı. Hiç şüphesiz, siyasi partilerimizdeki bu hareketlilik, koltuk sevdalıları için bir fırsat sunuyor. Bu arada, koltuğu ısıtanlar ile koltuk sevdalıları arasında amansız bir mücadele bizi bekliyor. Çıkar kavgaları dişlileri arasında nasıl bir geleceği kucaklayıcağımızı hep beraber göreceğiz.

Ne gariptir ki; siyasette her yerel seçim, siyasetçi için hasat anlamı taşır. ‘Sıra bizde’ diye el ovuşturanlar, hep bu tarihlere kadar sabreder ve gücü nispetinde öne çıkmak için çalışır. Sonra hedefler suya düştüğünde, ‘Böyle gelmiş böyle gider’ şarkıları dillerden düşmez ve istifalar çokça görülür.

Yani, işin içinde kişisel gelecek endişeleri vardır. Allah rızası yoktur. Bazen var gibi görülür, genelde dilden kalbe bağlantısı kesiktir.

Halk için yapılmaz siyaset. ‘Ben’ egoları, tavan yapar her daim bu demlerde. Dillerde yine halkçı görünür siyasetçimiz, kalplerde riya ve ikiyüzlülük!

Yerel seçimler süreci siyasetçi için önemlidir. Halk için sadece sonuç önemlidir.

Sonuç ise siyasetçiyi ve halkımızı sorumlu kılar.

Seçim stratejileri, siyasetçi ve seçmen ilişkilileri ve beklentileri üzerinden belirlenir. Ama asıl olan, seçilenin vasıfları ve kişiliğidir. Seçmen için ise akıl ve basirettir.

Bildiğiniz gibi kapitalizm iyice yerleşti ülkemize. Kapitalizm ile mücadelede başarısız olduk. İslami değerlerden uzaklaştıkça, bencillik, ego ve ikiyüzlülük benliğimizi ele geçirdi. Rantçılık, adam kayırmacılık, yalakalık, yakınım ilişkileri büyüdü de büyüdü. Ehliyet ve liyakati kaybettik. Siyaset arenası da ve siyaset sahnesi de bu kişilik bozukluklarının başını çekti.

Gelinen bu noktada, bir kez daha yerel seçimler arifesinde ciddi bir değişiklik yapabilecek miyiz? Yoksa aynı filmi tekrar mı izleyeceğiz?

Her seçim süreci sonunda siyasi partiler dersler çıkardıklarını söyler. Dersler alınmış mı oluyor, bu ifadeleri kullandıktan sonra? Hayır!.

Umutlanmak istiyor halkımız, seçtikleri yöneticilerin liyakat ve ehliyet ile gelmesini istemektedir.

Yıllarca sözde kaldı bu ifadeler. Teoride çok kullanıyoruz ama pratikte yine hastalıklarımız nüksediyor.

Bu konuda siyasetçilerimiz daha fazla özen göstermeli liyakat ve ehliyete ve bu hastalıklarımız artık mazide kalmalı. Eğer asıl endişemiz, halkımızın refahını yükseltmek ve ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak ise başka çaremiz yok. Hesaplarımızı buna göre yapmalıyız. İlerlemek ve gelişmek istiyorsak kısaca güçlü olacaksak bizi biz yapan değerlerimize dönmemiz lazım. Bu seçtiklerimizi ve bize ‘alın bunları seçin’ diyen zihniyetin ciddi bir anlayış ve medeniyet değişikliğine ihtiyacı var. Özümüz bu olmalı ki; birlik ve beraberliğimiz daim olsun. Gönül köprüsünü kuranlar ve bu kurulan gönül köprüsünü koruyanlar seçimi kazanır.

Unutmayın ki;

Birlik ve beraberlik içinde yarınları kucaklamak, ehliyetli ve liyakatli insanlarla gerçekleşir.

Kısaca; seçtiklerimizden sorumluyuz, seçilenler kadar, dünya hayatı geçicidir, baki olan ahiret hayatıdır.