Siyasette Emeklilik Neden Olmasın?

Siyasette yaş sınırı olmalı mı?
Bence artık bu soru sorulmakla kalmamalı, açık açık tartışılmalı.

Bir ülkede emeklilik yaşı belliyse, neden devlet yönetiminde söz sahibi olanlar için bu kural geçerli olmasın? İnsanlar belli bir yaştan sonra bedenen ve zihnen dinlenmeye çekiliyorsa, milyonların kaderini belirleyen koltuklar neden ömür boyu işgal edilebiliyor?

Bugün dünyaya şöyle bir bakalım. Ülkelerin başında kimler var?
Çoğu ileri yaşta liderler…
Ve aldıkları kararlar ne yazık ki çoğunlukla savaş, kan, gözyaşı ve hukuksuzlukla anılıyor. ABD ve İsrail bu tablonun en çarpıcı örnekleri. Yaşlı liderlerin dünyayı algılama biçimi; çatışmayı, güç gösterisini ve baskıyı meşrulaştıran bir çizgide ilerliyor.

Oysa genç liderlere baktığımızda bambaşka bir tablo görüyoruz. Daha umutlu, daha insani, daha yaşam odaklı bir dil… Elbette hiçbir ülke “çıkar” kavramından bağımsız hareket etmez. Devletler çıkarları doğrultusunda ilişki kurar, bu bir gerçek. Ama yaş meselesi, olaylara hangi pencereden bakıldığını doğrudan etkiliyor. Vicdanı, empatiyi ve geleceği düşünme biçimini belirliyor.

Peki bu konuda kim adım atacak?
Açık konuşalım: Siyasetin kendisi bu konuda istekli olmayacaktır. Çünkü yaş sınırı demek, koltuğun da bir sonu olduğunu kabul etmek demektir. Bu da kimsenin gönüllü olarak yapmak isteyeceği bir şey değil.

O halde sorumluluk bize düşüyor: Vatandaşa, seçmene…

Oy verirken sadece isimlere, sloganlara ya da alışkanlıklara bakmamalıyız. Hizmet üreten mi, üretmeyen mi? Topluma dokunan mı, dokunmayan mı? Genç mi, vizyon sahibi mi?

Yoksa yılların yorgunluğunu ve öfkesini kararlarına yansıtan biri mi?

Gençlere bir şans vermek zorundayız. Elbette her genç siyasetçi başarılı olacak diye bir kural yok. Ama içlerinden iyileri çıkacak, buna inanıyorum. Ve o iyilere sahip çıkmak da bizim görevimiz.

Şunu da inkâr etmeyelim: Yaşı ilerlemiş olsa bile, halkın gönlünde karşılığı olan, ülke içinde birleştirici, dış ilişkilerde yapıcı ve dengeli bir siyaset izleyen liderler olabilir. Böyle isimler için istisnai olarak bir şans daha verilebilir.

Ama bu bir kural değil, istisna olmalıdır.

Geçmişe baktığımızda tablo net: Özellikle ABD ve İsrail’de yaşlı liderlerin yönettiği dönemler hep kan, gözyaşı ve baskıyla anıldı. Bu tesadüf değil. Bu, yaş faktörünün siyasette ne kadar belirleyici olduğunun açık bir göstergesi.

Son söz şu:

Siyasette emeklilik yaşı bir lüks değil, bir zorunluluktur. Daha adil, daha vicdanlı ve daha insani bir dünya istiyorsak, bu konuyu ertelemekten vazgeçmeliyiz.

Belki de değişim, sandıkta başlayacak.