Son günlerde ülkemizin çeşitli bölgelerinde meydana gelen orman yangınları, hepimizin içini dağlıyor. Her yanan ağaç, sadece bir bitki değil; aynı zamanda yaşamın ta kendisidir. Ormanlarımız, ekosistemimizin temel yapı taşı, geleceğimizin teminatıdır. Bu nedenle ormanlara sahip çıkmak, aslında vatana sahip çıkmak demektir.
Yangınların birçoğunun doğal nedenlerden değil, insan eliyle çıktığı ihtimali hepimizi derin bir endişeye sürüklüyor. İç ve dış düşmanların taşeronları tarafından gerçekleştirilen sabotajlar, ülkemize yönelik planlı bir saldırının parçası olabilir. Bu ihtimal göz ardı edilmemeli, sabotaj ihtimali ciddi şekilde araştırılmalı, sorumlular bulunmalı ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki, ormanlarımız giderse yaşam kaynaklarımız da tükenir. Ağaçlar sadece oksijen üretmez; toprağı tutar, su kaynaklarını besler, iklimi dengede tutar ve binlerce canlının yaşam alanını oluşturur. Bir ağacın yok olması, sadece çevre felaketi değil, aynı zamanda bir milletin geleceğine vurulan darbedir.
Ormanlar, milletimizin hayat damarlarıdır. Bu damarların kurumasına asla izin veremeyiz. Devletimiz, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarımız el birliğiyle ormanlarımızı korumalı, yanan alanların yeniden yeşertilmesi için seferber olmalıdır. Bilinçli bireyler olarak doğaya karşı sorumluluğumuzu unutmamalı, gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakmak için mücadele etmeliyiz.
Ormanlarımıza sahip çıkalım, çünkü orman demek hayat demektir.