Vefasız İnsanlar Aslında Cehaletin Kurbanıdır

Bazı insanlar vardır; kendileri için yapılan iyilikleri çabuk unutur. Zor günlerinde yanında olanı, derdine koşanı, gerektiğinde kendi derdini bir kenara bırakıp onların sıkıntısıyla ilgilenenleri zamanla yok sayarlar.

Bence bunun adı yalnızca vefasızlık değildir. Bunun içinde biraz cehalet, biraz ego ve insan kıymetini bilememe vardır.

Çünkü insan gerçekten hayatı öğrendiğinde, kendisine yapılan iyiliği unutmaz.

Hele ki o iyilik Allah rızası için yapılmışsa…

Biz Müslümanız. Müslüman için iyilik bir çıkar hesabı değildir. Bir insanın derdine koşmak, sıkıntısını paylaşmak, küslükleri bitirmeye çalışmak ve ihtiyaç sahibinin yanında olmak; Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır.

Gerçek iyilik yapan insan, yaptığı iyiliği herkese anlatmaz. Gösteriş yapmaz. “Ben onun için şunu yaptım, bunu yaptım.” diyerek yaptığı iyiliği insanların başına kakmaz.

Çünkü bilir ki iyiliğin asıl karşılığı insanlardan değil, Allah’tandır.

Ancak bu, yapılan iyiliğin kıymetinin bilinmemesi gerektiği anlamına gelmez.

İyilik yapan karşılık beklemeyebilir; fakat iyilik gören de vefasızlık etmemelidir.

Aile başka, akrabalık başka

Aile, aynı evin huzurudur. Akrabalık ise kan bağıyla birbirine bağlı insanların birbirine sahip çıkmasıdır.

Akraba olmak sadece bayramlarda birbirinin elini öpmek değildir. Zor günde aramak, hastalıkta kapısını çalmak, bir sıkıntısı olduğunda yanında olmak; küslükleri büyütmek yerine gönülleri birleştirmektir.

Bir akrabanın başka biriyle problemi olduğunda, “Bu benim problemim değil.” deyip kenara çekilmek de her zaman doğru bir tavır değildir.

Akrabalık, gerektiğinde birbirinin yanında durabilme sorumluluğudur.

Ama burada önemli bir ölçü vardır:

Akrabanın yanında olmak, akrabanın yaptığı yanlışa ortak olmak değildir.

Akrabanız yanlış yapıyorsa onu savunmak değil, gerektiğinde karşısına geçip yanlışını söylemek de sahip çıkmanın bir şeklidir.

Yanlış yapan yabancıysa da yanlış diyeceksin, akrabansa da.

Çünkü adalet, akrabalıktan da üstündür.

Dostluk, zor günde belli olur

Bir de hayatımızda ailemizden ve akrabalarımızdan farklı bir yeri olan gerçek dostlarımız vardır.

Onlar bazen kan bağımız olmadığı hâlde kardeşimizden daha yakın olabilirler.

Sizin bir derdiniz olduğunda kendi işini bırakıp koşan, ailenizin bir sıkıntısı olduğunda onu kendi meselesi gibi gören, bir akrabanızın problemi olduğunda arayıp soran, küslük varsa barıştırmaya çalışan, siz dara düştüğünüzde sizi yalnız bırakmayan insanlar…

İşte böyle insanlara sahip çıkın.

Onları kırmayın.

Kıymetlerini bilin.

Çünkü bazı dostluklar çıkar üzerine kurulmaz. Allah rızası için iyilik yapmak, insanlık adına bir yükün altına girmek ve zor zamanda bir kardeşinin yanında durmak için kurulur.

Belki siz onların yaptığı iyiliği küçük görürsünüz; ama onlar sizin için büyük bir yükün altına girmiş olabilirler.

Unutmayın; insanın en zor gününde yanında duran kişi, hayatındaki en büyük servetlerden biridir.

Dostunuzu sadece iyi gününüzde değil, onun da zor gününde hatırlayın.

Çünkü gerçek dostluk, sadece “Senin yanındayım.” demek değildir; gerektiğinde gerçekten yanında durabilmektir.

İyilik yapanı kırmayın

Hayatın ne getireceğini kimse bilemez.

Bugün sağlıklısınız, yarın hastalıkla sınanabilirsiniz.

Bugün rahatsınız, yarın borçla mücadele edebilirsiniz.

Bugün aileniz huzurlu, yarın büyük bir imtihanla karşılaşabilirsiniz.

İşte o gün, bugün küçümsediğiniz veya kırdığınız insanların değerini çok daha iyi anlayabilirsiniz.

Ama iş işten geçmiş olabilir.

Çünkü bazı insanların kıymeti, yanınızdayken değil; yokluklarında anlaşılır.

Ve o gün insanın içine çok ağır bir pişmanlık düşer:

“Keşke onu kırmasaydım…”

“Keşke yaptığı iyilikleri unutmasaydım…”

“Keşke zor günümde yanımda olan insanın kıymetini bilseydim…”

Fakat bazı pişmanlıkların telafisi olmaz.

Kalabalık başka, gerçek dost başka

İnsan bazen çevresindeki kalabalığa güvenerek kendisini güçlü zanneder.

“Ben yalnız değilim.” der.

Ama hayatın gerçek imtihanı geldiğinde kalabalıkların değil, samimi insanların önemli olduğunu anlarsınız.

İnsanın derdi varken siz hiçbir şey olmamış gibi yaşayamazsınız.

Bir insan hastasıyla uğraşırken onun yanında gösteriş yapmak, bir insan borç içindeyken lüksünüzü gözünün içine sokmak insanlık açısından doğru değildir.

Çünkü hayat bir imtihandır.

Bugün onun başına gelen, yarın sizin kapınızı çalabilir.

Bugün bir akrabanızın derdine sahip çıkmazsanız, yarın sizin başınıza gelen bir sıkıntıda onun da size sahip çıkmasını bekleyemezsiniz.

Olgunluk yaşla değil, hayatla gelir

İnsan yaşlandığı için olgunlaşmaz.

Hayat onu pişirdiğinde; saygıyı, sevgiyi, dostluğu, vefayı ve insanlığı öğrendiğinde olgunlaşır.

Kendisine yapılan iyiliği hatırlayan, yanlış yaptığında özür dileyebilen, gerektiğinde dostunun ve akrabasının yanında durabilen insan gerçekten olgun insandır.

Bazen insanın en büyük olgunluğu, “Ben hata yaptım.” diyebilmesidir.

Çünkü özür dilemek küçülmek değildir. Aksine insanın kendi nefsine karşı kazandığı büyük bir zaferdir.

Belki bugün birilerini kırdınız.

Belki bir iyiliği unuttunuz.

Belki zor gününüzde yanınızda olan bir insanı gereksiz yere incittiniz.

Henüz geç değil.

İnsan hatasını fark ettiği anda pişmanlık, bir dönüş kapısına dönüşebilir.

Birlik ve beraberlik sözle olmaz

Bir dostunuzun veya bir akrabanızın problemi olduğunda sessiz kalıyorsanız, sonra çıkıp birlik ve beraberlikten söz etmenin ne anlamı var?

Birlik ve beraberlik; güzel günlerde aynı masaya oturmak değildir.

Zor günde birbirinin yanında durabilmektir.

Haksızlık karşısında doğruyu söyleyebilmektir.

Aile huzurunu koruyabilmektir.

Akrabalık bağlarını küçük hesaplara kurban etmemektir.

Ve en önemlisi, size iyilik yapan insanın hakkını teslim edebilmektir.

Biz Müslümanız.

Bize düşen; iyiliği gösteriş için değil, Allah rızası için yapmak, yapılan iyiliği başa kakmamak ve karşılığını Allah’tan beklemektir.

Ama bize yapılan iyiliği de unutmamak, vefasızlık etmemek ve iyi insanları incitmemektir.

İyilik yapan insan belki susar, anlatmaz, karşılık beklemez.

Ama iyiliği gören insanın da susup unutmaya hakkı yoktur.

Çünkü vefa da bir ahlaktır.

Ve belki de insanın hayatındaki en ağır pişmanlık şudur:

“Benim için iyi olan insanları; kendi nefsim, egom ve küçük hesaplarım yüzünden kaybetmişim.”

O yüzden iyi insanların kıymetini onlar yanımızdayken bilelim.

Ailemizin huzurunu koruyalım.

Akrabalık bağlarımızı yaşatalım.

Allah rızası için yanımızda duran, derdimize koşan, bizi zor günümüzde yalnız bırakmayan gerçek dostlarımızı kırmayalım.

Çünkü insanın gerçek zenginliği, etrafındaki kalabalık değil; zor gününde yanında duran insanların samimiyetidir.

Vefa, insanlığın en sessiz ama en büyük imtihanıdır.