Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan askerlerimize moral niteliğinde Hatay’a bir çıkarma yaptı. Sanat, spor, gazeteci ve ”gazeteciler” ve de ”sanatçılar” davet edildi.
Bu adımı asla eleştiremem, eleştireceğim diye düşünenler yanılır.
Biz, bu adımı atan sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederiz. Çünkü, askerimizi düşünmesi, o bölgeye gitmesi, hem bölge insanına moral oldu, hem askerlerimize. Bir de Cumhurbaşkanımızın asker kıyafetini giymesi ayrıca bir mesaj oldu, ülkemize oyunlar yazan, planlar kuran devletlere!
Ben davet edilen sanatçı adı altında (benim sanatçım değil ya da benim ülkemin insanını temsil etmiyor sanatçı olarak) iki ”zat”ın katılmasına ya da davet edilmesine tepkim oldu.
Bu davetliler içinde kendini ”gazeteci” ya da ”yazar” sanan, toplumda öyle sanılan iki bayan kişiye bu davetten dolayı tepkim oldu. Konu asker olduğu için, neden bu kişileri davet etti diye eleştirdim. Başka konularda, başbakan ve cumhurbaşkanıyla zaten aynı uçakta ziyaretlere katıldılar, bir tepkimiz olmadı. Bizim bunlara tepkimiz, kendi sosyal medya hesaplarında yazdıkları mesajlardan dolayıdır. Bu yazılanlara rağmen, yine askerlerimize moral olsun diye davet edilmesine şaşarım.
Bir sanatçı örnek olur. Çünkü ülkeye mal olmuştur. Yeni nesil örnek alır her halinden her sözünden. Bir gazeteci örnek olur her konuda, her alanda. Her söyleyeceğini her yazacağını defalarca düşünüp sonra yazar, sonra söyler. Çünkü onun bu sorumluluk bilincinde olduğunu bilir.
Ben bir ”sanatçı”yı, uyuşturucudan dolayı hapse girmesinden dolayı sanatçı olarak görmem.
Ben bir ”gazeteci”nin bir ”yazar”ın bu ülke insanlarına dil uzatıp bu ülkenin askerlerine değer vermeyip, tasması elinde olan zatlara değer verip onların dedikleriyle yazıp çizenlere yazar ve gazeteci demem, en azından ben o kategoriye koymam.
Sanatçıları anlarım bazen kendi menfaatleri için yan çizerler. Dik duruş sergileyemezler.
Elbette yan çizmeden dik duran, hayat felsefesi olan kırmızı çizgileri olan, derdi insan millet, vatan, İslam olan sanatçılarımız da var. Onlar başımızın tacıdır, gözbebeğimizdir.
Ama …
Gazetecilerin bir duruşu olur, bir yolu olur.
Gazeteci olarak bu medyada yer bulan değer verilen Hilal Kaplan ve Nagihan Alçı’ya ne diyeceğiz? Yazdıklarını nereye koyacağız? Hadi bunlardan kıyaslama yaparsak Nagihan Alçı iyi bir gazeteci, Hilal Kaplan’a göre. Nagihan Alçı’nın daha bir dik duruşu var Hilal Kaplan’a göre… Düşüncelerinin ve tavırlarının az çok memnun edici yönleri var, ama bu ülke insanını üzen yazıları da var, sosyal medyada attığı mesajları da var. Yine Hilal’e göre daha iyi diyeceğim bazı tv programlarında dik duruş sergilediği için… En azından kendine yol çizmiş bir gazeteci, ”düşüncem bu” diyen bir gazeteci. Yine diğer gazeteciler kadar iyi değildir ama Hilal Kaplan’dan iyidir.
Ama bu bizim camiada dolaşan Hilal Kaplan’ı hangi kefeye koyacağız? Hangi guruba yakınlaştırmalıyız ki bir anlam kazansın kendi içinde?..
Her şeye göz yumulur ama bu Hilal denen zatın değer verilip önemli makamlarda yer işgal etmesine göz yumamam.
Daha dün Fethullah Gülen hocasına sosyal medyada leke kondurmazdı. Daha dün askerlerimize dil uzatır tarzından sosyal paylaşımlarını gördük. Daha dün reise mesafeli bir duruş sergileyip eleştiri yazıları oldu. Bunları nasıl unuturum ya da unuturuz? Yazdığı yazıları ne zaman unutup bu kadına değer vermeye başladık? Bu kadının sosyal medyada yazdıklarını bir vatandaş yazıp paylaşsa FETÖ’cü diye tutuklama yapılır.
Bizim camiamızın bir çoğu Hilal Kaplan’ın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyıp Erdoğan’la aynı ortamda bile olmasına razı değil. Bizler de razı olmanıza şaşırıp eleştirmek zorunda kalıyoruz.
Bu kişiler bu davaya zarar verir. Bu zatlardan uzak durmalıyız. Benim de söyleyeceğim budur. Biz bu dava için karşılıksız ter döktük, değerli vaktimizi seve seve verdik, Yine de vereceğiz ülkemiz için, ama birilerinin hiçbir vaktini bu davaya harcamadan bu davada değer görmesi bizleri üzer. Bizim gibi bu davaya gönül vermiş, desteklemiş kişilerin tepkilerine, eleştirilerine dikkat etmelisiniz diye de düşünürüm.
*******************
HİKAYE BU YA
Gece vakti, çocuğunun elinden tutup sokaklarda kötü alışkanlıklara bulaşmasın diye evine doğru ilerleyen baba, birkaç kişinin bir dükkanın kapı zincirini demir testere ile kesmeye çalışan hırsızlarla karşı karşıya gelir. Baba düşünüp durur, “Bu hırsızlara mı müdahale edip gece vakti başıma iş açsam, çocuğumla karakollarda olsam, yoksa başımı çevirip yoluma bakıp Allah’a mı havale etsem!” der içinden…
Çocuk: Baba ne yapıyor bunlar? diye sorar.
Tabi baba çocuğuna ‘bunlar hırsız’ diyemez. Ve ne söylesem diye düşünür.
Baba, ”Bunlar hırsız oğlum, dersem ahlaken de çocuk çöker. Hırsızlık nedir bilmez, ben hırsızlığın çok kötü olduğunu anlata anlata büyüttüm” diye içinden düşünür. Ama bunların hırsız olduğunu da bilmeli, diye düşüncesine ekler ama susar, diyemez.
En sonundan geceden sorunsuz sıyrılmanın yolunu bulur, cevap verir.
Baba: Oğlum bunlar mızıka çalıyor” der… Mal sahibinin izni olmadan gece ”çalıyorlar”
Çocuk: Peki neden ses çıkmıyor?
Baba: İşte oğlum o mızıkanın sesi yarın gün aydınlanınca çıkacak der.
*******************
Hatay’a giden spor, sanat camiasını o gün herkes izledi. Ama yarın olunca yani bugün herkes fikrini söyledi.
Buradaki emek hırsızlarına neden değer veriliyor. Tepkimiz bu.
Bu sanatçılara ve gazetecilere şunu da söyleyeyim :
Siz askerlere güvenseydiniz çocuklarınızı askere teslim ederdiniz. 20 yaşlarında.
Hilal Kaplan ve Nagihan denen kişiler askerimize moral verebilecek durumda olduğunu asla düşünmüyorum, onların attığı sosyal medyadaki tiwitleri bunu kanıtlar…,
Askere moral için yapılan adım çok doğru hem de çok sevindim… Ama doğru olmayan bazı sanatçıların ve gazetecilerin orada oluşuydu hatta bazı sanatçıların davet edilmeyişiydi.
Reisin asker kıyafetiyle Dünya’ya mesaj vermesine de sevindim, ben işin o tarafında değilim; seçilen sanatçılar yanlış, seçilen kişiler yanlış…
Milliyetçi sanatçılar keşke çağrılsa keşke siyasî görüşü bize ters ama askeri seven Anadolu insanı gibi yaşayan ve Anadolu insanına değer veren başka sanatçılar da vardı keşke çağrılsalardı bu kadar tepki olmazdı …
CHP atılan adıma muhalefet yapar… Zaten CHP zihniyetini hiç bir şeyde memnun edemezsin. Kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan’a diktatör der ama kendisi CHP içinde diktatörlük yapar. ”Benden habersiz kimse konuşamaz ” der.
Ama biz atılan adıma değil içinde 4-5 sanatçı ve gazeteci adı altında çağrılan zatlaradır. Bunlar, bu ”zat’lar bu ülke için bedel ödeyenlerin sırtından bedel kazanalardır, hiç bir bedel ödemeden keyfini sürenlerdir.
Ne bizi temsil edebilir ne askerlik çağındakı kardeşlerimizi ne de bu sabırlı fedakar vatan için canını ortaya koyacak Anadolu insanını ….
Bunlar kendi reklamının peşinde, bunlar para rüzgarının estiği tarafta saf tutan zihniyettir.
Biz sanatçı biliriz, bu ülke vatandaşına saygısı olan mütevazi duran.
Biz satançı biliriz, ülke için parayı önemsemeyip yerini belli eden.
Biz sanatçı biliriz, siyasetle işi olmasa da ülke insanın geleceği için siyasilerle göğüs gelen.
Biz sanatçi biliriz, türkülerinde Anadolu insanını anlatan şarkılarında askeri kahramanlaştıran, uzun havalarıyla yöreyi anlatan, doğayı seven, kardeşliğe değinen.
Biz sanatçı biliriz, cesur ve mert yaşayan.
Biz sanatçı biliriz, her tiyatrosunda halkın sıkıntısına kulak veren.
Biz sanatçı biliriz, filimlerinde halkın derdini ele alan filimleriyle halk için Anadolu insanının yüreğini anlatan Anadolu insanının yüreğindeki istekleri dile getiren.
Sanatçı biliriz, resimleriyle memleketimi güzelleştiren.
Sanatçı bilirim şiirleriyle insanımızı onurlandıran.
Sanatçı bilirim halkın değerlerine önem veren, bu değere değer katan.
Ama ”sanatçı”lar da biliriz para için her türlü kılığa giren.
”Sanatçı”lar biliriz omurgası olmayan, yerde sürünen.
”Sanatçı” biliriz günübirlik yaşayıp günü kurtaran.
”Sanatçılar” biliriz derdi ekranlarda olmak derdi şan şöhret…
”Sanatçı”lar biliriz ne söylediği belli ne yaptığı.
”Sanatçı”lar biliriz dik duruşu olmayan birilerin maşası olan.
”Sanatçı”lar tanıdık üç beş göbek atan üç beş yerde ekrana çıkan üç beş anlamsız sözler türkülerinde şarkılarında söyleyıp kendini sanatçı ”zanneden”
Bu zanneden sanatçı zatlarda bu ülkede değer görülür işte ben buna itiraz, ederim buna eleştirim olur, buna yanlış yapıldı keşke olmasaydı diye böyle yazarım, söylerim, eleştiririm.
Yoksa Hatay’a askerimize moral için yapılan çıkarmaya asla lafımız yoktur. Keşke her zamana böyle askerlerimize moral niteliğinde etkinlikler olsa!
Selam ve dua ile…