Kurban Derilerimize Ne Oldu?

Her Kurban Bayramı’nda aynı manzarayla karşılaşıyoruz. Kesilen kurbanların derileri ya toprağa gömülüyor, ya çöp konteynerlerine bırakılıyor ya da sokaklarda kaderine terk ediliyor.

Peki, yıllarca büyük bir titizlikle toplanan kurban derilerine ne oldu? Neden böyle oldu?

Beş-on yıl öncesine kadar Kurban Bayramı’nda ayrı bir hareketlilik yaşanırdı. Türk Hava Kurumu, vakıflar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları kapı kapı, köy köy dolaşır; kurban derilerini toplamak için adeta tatlı bir rekabet içine girerdi. Vatandaşlar da derilerini tuzlar, muhafaza eder ve gelen görevlilere teslim ederdi.
Ancak bugün durum çok farklı…
Kurbanını kesen vatandaşlara sorduğumuzda çoğundan aynı cevabı duyuyoruz:
“Alan olmayınca toprağa gömdük.”
Geçen yıl da böyleydi, bu yıl da aynı manzaralar yaşandı. Ne deriyi soran oldu ne de toplamaya gelen bir kurum ya da kuruluş. Hal böyle olunca vatandaş da çözümü deriyi toprağa gömmekte veya çöpe atmakta buldu.
Oysa ortada çok büyük bir ekonomik değer var.
Her yıl ülke genelinde milyonlarca kurban derisi ve tonlarca sakatat, değerlendirilmeden yok oluyor. Milyarlarca liralık milli servet adeta çöpe gidiyor. Çünkü artık birçok kişi derinin para etmediğini düşünüyor; tuzlama, muhafaza ve lojistik süreçleriyle uğraşmak istemiyor.
Asıl sorgulanması gereken konu ise şu:
Yıllarca başarıyla yürütülen toplama organizasyonları neden ortadan kalktı?
Neden bu konuda yeni projeler geliştirilmedi?
Neden vatandaş yeniden bilinçlendirilmedi?
Başka ülkelerde bu kadar büyük bir ham madde kaynağı olsa, emin olun çok farklı değerlendirilirdi. Örneğin Almanya veya Japonya gibi üretim kültürü güçlü ülkeler, böyle bir kaynağı sıfır atık anlayışıyla değerlendirir; kuracakları lojistik ve işleme ağları sayesinde dünya deri sektöründe önemli bir konuma gelirdi.
İşin daha da düşündürücü tarafı ise şu:
Bizler deri gibi doğal, sağlıklı, nefes alan ve uzun ömürlü bir malzemeyi değersiz görüp çöpe atarken; günlük hayatımızda plastik türevi polyester ürünleri ve geri dönüştürülmüş sentetik malzemeleri kullanmak zorunda kalıyoruz. Bir yandan milli servetimizi kaybediyor, diğer yandan sağlığımızı tehdit eden ürünlere yöneliyoruz.
Bu tabloyu değiştirmek mümkün.
Yetkililerin, geçmişte başarıyla uygulanan kurban derisi toplama organizasyonlarını yeniden hayata geçirmesi ve günümüz şartlarına uygun şekilde geliştirmesi gerekiyor. Vatandaşın bilinçlendirilmesi, toplama noktalarının oluşturulması ve sürdürülebilir bir sistem kurulması halinde bu sorun kısa sürede çözülebilir.
İnanıyorum ki devlet kurumları, belediyeler, vakıflar ve sivil toplum kuruluşları yeniden bu işe öncülük etse, vatandaşlarımız da geçmişte olduğu gibi kurban derilerini gönül rahatlığıyla teslim edecektir.
Çünkü mesele yalnızca bir deri meselesi değildir.
Mesele, milli servete sahip çıkmak; üretimi, tasarrufu ve kaynaklarımızı doğru değerlendirmeyi başarabilmektir.
Hayırlı bayramlar diliyorum.