Merkezi New York’ta bulunan Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BM) hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Naki Erdemir, BM’nin kuruluş amacının evrensel adalet ve hakkın tesisi değil, Siyonist planlar doğrultusunda İsrail’in kurulması ve korunması olduğunu iddia etti. Erdemir, BM’de veto hakkına sahip beş ülkenin varlığı ve Müslüman ülkelerin veto hakkının bulunmamasına dikkat çekti.
Erdemir, BM’nin 67 yıllık icraatında emperyalizm ve siyonizmin çıkarlarının korunduğunu, kararların çoğunlukla Müslüman ülkelere ve topluluklara zarar verdiğini savundu. Bugün dünya genelinde yaklaşık 46 bağımsız Müslüman ülke ve başka yönetimler altında yaşayan benzer sayıda topluluğun bulunduğunu hatırlatan Erdemir, bu ülkeler ve toplulukların kendi teşkilatlarını kurmaları halinde “kuvvetin” değil “hakkın” egemen olacağı bir yapı oluşturulacağını ifade etti.
Kurulacak böyle bir yapının, yaklaşık 1,5 milyarlık Müslüman topluluğun yardımlaşmasını sağlayarak dünya siyasetinde ortak bir ağırlık oluşturacağını belirten Erdemir, bunun aynı zamanda dünyadaki diğer mazlum halkların haklarını savunma imkânını da artıracağını kaydetti.
Erdemir, Kur’an ve Sünnet’ten hareketle BM’den Müslümanlar lehine bir şey beklemenin nafile olduğunu; bunun yerine İslam ülkelerinin bir araya gelip aralarında bağlayıcı bir antlaşma imzalamaları gerektiğini vurguladı. Anlaşmazlık ve çatışma durumlarında önce hakem heyetleriyle çözüm aranması, haksız taraf uzlaşmazsa ortak bir güçle müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.
Söz konusu İslam barış gücünün müdahale ve uzlaştırma kriterlerinin Kur’an’da açıklandığını belirten Erdemir, ilgili ayete atıfta bulunarak (Hucurat, 9) tarafların haklı-haksız ayrımının yapılması ve saldırgana adaletli (kıst) bir tutum sergilenmesi gerektiğini ifade etti. Erdemir, saldırgana karşı mücadelenin amacının zulmü ve haksızlığı ortadan kaldırmak olduğunu, cezanın suçla orantılı olması gerektiğini vurguladı.
Anlaşmazlıklarda her iki tarafın da haksız olabileceğini, her durumda İslam Barış Gücü’nün devreye girip adaleti tesis etmesi gerektiğini belirten Erdemir, “bağy” kavramının kıskançlık, rekabet ve sınır çiğnenmesi gibi nedenlerle ortaya çıkan haksızlıkları işaret ettiğini dile getirdi.
Erdemir ayrıca, bu gücün sadece devletler arası çatışmaları önlemeyecek, aynı zamanda rejimler ile halklar arasında çıkan derin ihtilafların dış müdahalelere zemin hazırlamasını engelleyeceğini belirtti. Batı müdahalelerinin Libya ve Irak örnekleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Said Nursi’den alıntı yaparak büyük ve caydırıcı bir Müslüman ordusunun mümkün olduğunu hatırlatan Erdemir, böyle bir güçtün yalnızca caydırıcı amaçlı kullanılacağını, insanları bombalamak veya ezmek için kullanılmayacağını söyledi.
Prof. Dr. Naki Erdemir, İslam birliğine üye olan veya gözlemci sıfatıyla katılan ülkelerin hak ve hukukunu koruyacak, iç barışı sağlayacak ve üye ülke nüfus ve maddi gücüne oranlı asker temini şartıyla “Müşterek Barış Gücü” kurulmasını önerdi. Bu gücün ortak eğitim ve tatbikattan geçirilmesi, Kuran ve sünnet kökenli İslami eğitimle insan haklarına saygılı bir anlayışın benimsenmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, üye ülkelere yönelik herhangi bir saldırının tüm üyelere yapılmış kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Naki Erdemir, açıklamasını “Hak ve adaletin tesis edilmesi ve Müslüman topluluklar arasındaki barışın korunması için ortak, etkin ve bağlayıcı bir mekanizmanın oluşturulması zorunludur” sözleriyle sonlandırdı.

