Artık Yeter! Bu Sessizlik Zalimleri Cesaretlendiriyor

Dünya, gözümüzün önünde bir zulme daha sessiz kalıyor. İsrail, iki yılı aşkın bir süredir Filistin topraklarında insanlık suçu işlemeye devam ediyor.

Camiler, hastaneler, okullar bombalanıyor; çocuklar katlediliyor; kadınlar, yaşlılar enkaz altında can veriyor. Ve bizler—2 milyar Müslüman—yalnızca kınıyoruz. Ne yazık!
Artık bıçak kemiği değil, ruhu da geçti! İslam coğrafyası ne zaman bir yumruk olup bu zalime karşı ayağa kalkacak? Ne zaman bu sözlerin yerine fiil, kınamaların yerine yaptırım geçecek?
İsrail, iki yıldır hiçbir diplomatik çağrıyı, hiçbir uluslararası açıklamayı umursamıyor. Çünkü biliyor ki arkasında sahte kınamalarla oyalanan, kendi halkının öfkesini yatıştırmakla meşgul yöneticiler var. Çünkü biliyor ki ümmetin liderleri koltuklarını kaybetme korkusuyla değil Tel Aviv’e, kendi başkentlerine dahi dik duramıyor.
Şam’a atılan her bomba Ankara’ya, Kahire’ye, İslamabad’a atılmış demektir. Çünkü bu saldırılar sadece Filistin’i değil, ümmeti hedef alıyor. İsrail’in bu küstahlığına artık yalnızca kınamayla, endişe bildirileriyle cevap verilmesi akıl tutulmasından başka bir şey değildir. Bu nasıl bir zillet, bu nasıl bir basiretsizliktir!
Tel Aviv’i hedef alan bir tek füze, o şımarık devletin nasıl diz çökeceğini gösterecektir. İsrail, şişirilmiş bir balondur. Ve ne yazık ki bu balonu şişirenler, Müslüman ülkelerin yöneticileridir. Ama halk uyandı. Bu millet, bu ümmet, hem o kukla liderleri devirecek hem de İsrail’in o balonunu patlatacaktır. Zaman yakındır.
Camilerin duvarına işeyen bir zihniyet, bugün aynı utanmazlıkla kutsal mekanları bombalıyor. Ve biz hâlâ “kınıyoruz” demekle yetiniyoruz. Yeter artık!
Bu suskunluğun, bu edilgenliğin, bu korkaklığın hesabı sorulacaktır. Mahşer-i Kübra’da değil sadece, bu dünyada da halklar yöneticilerinden bu ihaneti soracaktır. Korkunun ecele faydası yok! Ya bir olun ya da bu ümmet sizi tarihin çöplüğüne gönderir!
Yeter artık! Söz değil, eylem zamanıdır!