MHP’den ‘İstanbul Yarınlar İçin Bir Arada’ istişare toplantıları

MHP İstanbul İl Başkanlığı’nın “İstanbul yarınlar için bir arada” istişare toplantılarının sonuncusu Esenler’de yapıldı.

MHP Esenler İlçe Başkanlığı’nın Esenler Kültür Merkezi’nde düzenlediği ‘İstanbul Yarınlar İçin Bir Arada’ istişare programına TBMM Başkanvekili Celal Adan, MHP İstanbul İl Başkanı Birol Gür, MHP Merkez Disiplin Kurulu Başkanvekili Niyazi Aksoy, MYK ve MDK Üyeleri ile Esenler Belediye Başkan Yardımcısı Osman Gökçe Baş, Esenler İlçe  Milli Eğitim Müdürü Nurettin Aras,Esenler Esnaf Odası Başkanı Şükrü Şahin, Esenler Esnaf Odası Başkan Yardımcısı Soner Karabulut, ESDEF Başkanı Cuma Helvacı ve Kadın Kolları Başkanı Nihal Aygün, Mahalle Muhtarları ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Esenler Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kahvaltılı toplantıda ilk konuşmayı MHP Esenler İlçe Başkanı Suat Yılmaz yaptı.

Yarın seçim olacakmış gibi çalışıyoruz

Davetlerine icabet ettikleri için tüm misafirlere hoş geldiniz deyip teşekkür eden Yılmaz, hafta sonları dernekleri ziyaret ettiklerini söyledi ve, “(Yeniden erken seçim mi var, diyorlar). Öyle bir durum yok. Biz sadece seçimden seçime geldiler demeyin diye STK’larımızı, muhtarlarımızı, iş adamlarımızı ziyaret ediyoruz. Yarın seçim olacak gibi de çalışıyoruz” dedi. “Cumhur İttifakı’nın karşısında son seçimlerde, dış güçlerin desteği ile birlikte  marjinal solun, PKK’nın,FETÖ’nün desteğini alan bir ittifak vardı” diyen Yılmaz, “Adına da millet diyorlardı ama kendi etrafına topladıkları zilletten dolayı da, liderimiz onlara, Zillet İttifakı demiştir.

Yaptıkları ortada, İstanbul’u aldılar, sözde israfı engelleyeceklerdi, sözde insanlara bedava su dağıtacaklardı. Ama ne yaptılar, yapılan projeleri iptal etmek için uğraşıyorlar. En son temel atmama töreni diye bir tören icat etmişti ve yaptığıyla kendisini alkışlattırmıştı. Bu zihniyetle, İstanbul’u yönetmeleri elbette ki imkânsız. Geldiklerinden beri de yaptıkları bir şey yok” şeklinde konuştu.

Cumhur İttifakı’na niye saldırıyorlar?

Cumhur İttifakı’na saldırmalarının nedeninin; PKK gibi, FETÖ gibi eli kanlı terör örgülerini gizli veya aleni olarak desteklemelerinden kaynaklandığını söyleyen Suat Yılmaz, “Türk Devleti, Fırat Kalkanı ile beraber, İslam’ın adını kirleten DEAŞ’ı Suriye’de yerle bir etti. Amerika’nın, İngiltere’nin Fransa’nın aylarca bir şey yapamadığı, o kanlı terör örgütünü sadece 24 saat gibi kısa bir sürede yerle bir etti. Ardından Afrin’e girdi. Afrin’deki, oranın gerçek sahibi olan, Arapları, Kürtleri ve oradaki Türkmenleri korumak amacıyla Afrin’i PKK’dan, PYD’den temizledi. Barış Pınarı Harekâtı’nda da Fırat’ın Doğusundaki terör yuvalarını darmadağın etti. Pençe Operasyonları ile hala devam eden, Kandil’e Türk Bayrağı’nın dikilme hedefi, arzusu hepimizin gözleri önündedir. Bunların çıldırması, bunların Cumhur İttifakı’na saldırmasının en büyük sebebi, şu anda yapılan terörle etkin mücadeledir. Sadece üç yıl gibi kısa bir zamanda, 20 binden fazla bebek katili, 4 bine yakın İŞİD militanı Türkiye içinden ve sınırlarımızdan silindi. Bunların içinde üst düzey, sözde yöneticileri de var. Bunların canları yandıkça, ortaklarından yedikleri fırçayla her halükarda Cumhur İttifakı’na, liderimize; ağza alınmayacak laflarla saldırmaya başladılar. Bu saldırıları hala da devam ediyor”.

Her yerde gereken cevap veriliyor

Cumhur İttifakı’na Türkiye’ya karşı yapılan saldırılara Türk Milleti’nin yiğit evlatlarının her alanda karşılık verdiğini kaydeden Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Gerek sosyal medyada gerekse siyasette, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde veya Belediye Meclislerinde arkadaşlarımız, abilerimiz, büyüklerimiz, kardeşlerimiz her alanda mücadele ediyor. Çünkü biz, bu coğrafyada mücadele etmeden ayakta kalamayız. Bin yıldır bu coğrafyadayız. Haçlı seferlerini gördük, yedi düveli gördük, darbeleri gördük. Bizi yok etmek için elli çeşit oyun sergilediniz. Hiç biri tutmadı. Rahmetli Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, geldikleri gibi gittiler. Gene gelirlerse, gene giderler. Biz bu coğrafyada Türk – İslam sancağını dalgalandırmak, vatanımızı milletimizi savunmak için varız. Türkiye bizim, vatanımız evimiz. Allah kimseyi vatansız bırakmasın. Suriyeliler’i görüyorsunuz. Iraklılar’ı görüyorsunuz. Etrafımız ateş çemberi. Doğu Akdeniz’de mücadele ediyoruz, Türkiye’nin sınır bölgelerinde terör örgütleriyle mücadele ediyoruz, Irak’ın Kuzeyinde gene; hem Emperyalistler ile hem de terörle mücadele ediyoruz. Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri, ona biat etmediğimizden dolayı maşa olarak kullandığı terör örgütlerini üstümüze salıyor. Gerek Türk Silahlı Kuvvetleri gerekse Polis Özel Harekât ve güvenlik güçleri gereken mücadeleyi, gereken cevabı her yerde veriyor. Allah onlardan razı olsun. Onların verdiği mücadele sayesinde, burada rahat rahat kahvaltı yapabiliyoruz, birbirimizle hasbihal edebiliyoruz. Allah onlardan razı olsun. Bu uğurda şehit olan o yiğitlerin de zaten Allah’ın izniyle mekânları Cennet, ruhları şad olsun”.

Peki HDP ortaklığında sizin işiniz ne?

Milliyetçi Hareket Partisi olarak en çok aldıkları sorunun  (Cumhur İttifakı’na neden dahil oldunuz? işte geçmişte; AK Parti ile aranız şöyleydi böyleydi) şeklinde eleştiriler aldıklarını ifade eden Suat Yılmaz, “15 Temmuz gibi bir hain darbe girişimini hep beraber yaşadık, gördük. Şu anda Türkiye’nin bekası, Türk Milleti’nin birlik beraberliği ve Turan Coğrafyası’nın, İslam Alemi’nin huzuru için, AK Parti ile ittifakız.  Biz de onlara soruyoruz: (Sizin ne işiniz var, CHP öncülüğünde, HDP ile beraber bu ortaklıkta ne işiniz var?). Asıl bu soru kendilerine sorulması gerekiyor. Yaptıkları hiçbir şey yok. Cumhur İttifakı’nın yaptıkları ortada” dedi.

Dualarınızda onları unutmayın

Cumhur İttifakı’nın yaptıklarını, “Kerkük’ten Barzani kaçtı. Türk Devleti, artık kendi silahını üretiyor. Operasyonlarda %70 yerli üretim. SİHA’larımız var,İHA’larımız var… Bunlar için mücadele ediyoruz, bunlar için gece gündüz çalışıyoruz! Daim olsun diye, devamı olsun diye. Çocuklarımıza, torunlarımıza daha güzel ve daha güçlü Türkiye kalsın diye. Bunun için de verdiğiniz mücadeleden dolayı, herbirinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” sözleriyle açıklayan Yılmaz konuşmasını şöyle tamamladı: “Son olarak, Doğu Türkistan’daki, Arakan’daki ve dünyanın çeşitli bölgelerinde Müslüman ve Türk oldukları için zulüm gören soydaşlarımızı, din kardeşlerimizi dualarımızda unutmayalım. Dua ederken de onlar için çalışmayı unutmayalım. Çünkü inanıyoruz ki bir gün mutlaka Turan kurulacak. Ve o gün, nasıl ki Selçuklu, nasıl ki Osmanlı dünyaya Türk Milleti’nin adaleti ile İslam’ın ahlakıyla hükmettiyse Allah’ın izniyle yeniden hükmedecektir. Buna canı gönülden inanıyoruz ve bunun için de mücadele ediyoruz. Bu Pazar gününde, bizi yalnız bırakmadığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sağ olun, varolun, hepinizi Allah’a emanet ediyorum”.

Önce ülkem ve milletim

Daha sonra kürsüye gelen MHP Merkez Disiplin Kurulu Başkanvekili Niyazi Aksoy konuşmasına MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin selamını ileterek sözlerine başladı. “Bu ülke kurulurken elbette kolay kurulmadı ve bir devlet kurulurken elbette onun kodları kolay belirlenmedi. Tarihte devlet kurabilmekte zorluk yaşamayan ve millet olarak yedi bin yılı aşkın, tarih sahnesinde var olabilen Tek Millet Türk Milleti’dir. Ve kurulan son devlet, ulus devlet diye tabir edilen millet esaslı devlettir. Biz, Türk siyasetinde siyasi sorumluluk alan ve bu sorumluluğunu 50 yıldır taşımaya çalışan Milliyetçi Hareket Partisi olarak söylenen ilk söz, genel başkanımızın ifadeleri ile,(Önce ülkem ve milletim) cümlesinde özetlenip, millet iradesini esas alan ve milletinin ve devletinin götürdüğü geleceğe taşımaya çalışan bir siyasi anlayış, bir siyasi iradedir. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda da siyasi eylemlerini ve siyasi çalışmalarını gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Siyaset kuralsızlık kaidelerinin bir araya geldiği idealler değildir. Siyaset, var olan devleti geleceğe taşımak ve gelecek nesillere emin bir şekilde teslim etme sorumluluğudur. Bu yüksek sorumluluğu taşımak zorunda kalan, bu yüksek sorumluluğu içerisinde bulunan kesimler; bu sorumluluklardan uzak düştükleri takdirde, kaybeden devlet, kaybeden millet olacaktır, tartışmasızdır.”

Sivas Kongresi, Erzurum Kongresi ve alınan kararlar… Kararın temelindeki hakikat şu: “Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir!” Millet olgusunun altı, bir kez daha çizilmiştir. Manda ve himaye kabul edilemez! Emperyalist devletlerin korumalarına ve himayelerine muhtaç değiliz sözünün altı bir kez daha çizilmiştir. Böylelikle 1923’te kurulan Türkiye devleti, devletler yolculuğuna devam etmiş ve tek partili bir hayatla 1947 senesine kadar gelmiştir. 1921 ve 1924 anayasasının oluşturduğu kurallar manzumesi, sadece ve sadece 26 maddeden ibarettir. 1947’de çok partili hayata geçiş sağlandıktan sonra, bugüne gelinceye kadar az yorgunluklar, zorluklar yaşanmış değildir. Çok badireler atlatılmıştır. Devletler ve milletler yolculuğunda birlik ve beraberliğimizin bütün olarak geleceğe taşınmasında misyon üstelenen bu ülkenin önderleri, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Türk Milliyetçiliği fikrini siyasette var eden rahmetli Başbuğumuz Alparslan Türkeş ve nice isimler bu ülkeye hizmet etmek ve bu ülkenin doğruları üzerine doğru bir tuğla koymak için uğraşmışlardır. Ve ben diyorum ki; bu ülkenin geleceği için, bu ülkenin mukadderatı için, bu ülkenin ve millettin birlik beraberliği için, her kim doğru bir hizmet, doğru bir amel, doğru bir tuğla koyabilmişse ne mutlu onlara onların aziz hatırasını sizlerin alkışları ile bir kez daha yad etmek istiyorum”,

Üstlendiğimiz sorumluluk az değil

“Biz, üstlenmiş olduğu görevleri en iyi şekilde yapan, bir nesil yaratmak ve millet olarak geleceğe de bu anlayışla hareket etmek ve sahip olup üstlendiğimiz görevleri bu anlayışla yerine getirmek, çalışmak durumunda olan bir topluluğuz” diyen Niyazi Aksoy konuşmasına şöyle devam etti: “Benim mahalle başkanımın üstlendiği sorumluluk az değildir, benim ilçe başkanımın Esenler’i yönetirken üstlendiği sorumluluk az değildir ve onunla beraber yola çıkan görev arkadaşları, kadın kollarının üstlendiği görev az değildir. Yüksek bir şuur, yüksek bir heyecan, yüksek bir fedakarlık duygularıyla birlikte emeklerin bir araya gelmesi, başarıyı beraberinde getirir. Ve Esenler’de Milliyetçi Hareket Partisi, bu misyon ve vizyonunu yapılan son seçimlerde ve Cumhur İttifakı dönemindeki birlikteliğinde de en iyi şekilde tecelli ettirmiştir ve bu sebeptendir ki ben, Esenler İlçe Başkanlığımızı ve onun değerli yöneticilerini, kadın kollarını ve Esenler’in geleceği için var gücüyle uğraşan Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Cumhur İttifakı’na gönül veren herkesi ve herkesi alkışlıyorum, onların başarılarının devamını diliyorum.

Değerli misafirlerimiz, bir devleti kurmak elbette ki çok değerli ve kıymetlidir. Ama onu yaşatmak elbette ki kurmaktan daha önemli, daha değerli ve daha zor bir kavramdır. Biz, var olan değerlerimizi, var olan devletimizi, milletin birliği ve bütünlüğü içerisinde, yaşatmaya çalışan bir siyasi hareketiz. 1947’de yani çok partili hayata geçişten düne kadar, yani 2018 yılına kadar, Cumhurbaşkanlığı Başkanlık Sistemi’ne geçinceye kadar geçen 52 yıllık sürede, 152 hükümet kurulmuştur. Ve kurulan hükümetlerin ortalama ömrü, yaklaşık 1.5 yıl sürmüştür. Yani çok partili hayata geçiş, demokratik parlamenter sistemin yolculuğu, asla kolay olmamıştır. Defalarca turlarla yapılamayan Cumhurbaşkanlığı seçimleri, defalarca turlarla gerçekleşemeyen Meclis Başkanlığı seçimleri hep hafızalarımızdadır. Dört yıllığına seçilen hükümetlerin, bir buçuk yıl dayanamayışlarının neticesinde ortaya çıkan tablo, kargaşa ve siyasi istikrarsızlığın sonuçlarını ülke ödemiştir.

Kaotik ortam istiyorlar

Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı’nın kuruluşunda birlik ve beraberliği esas alırken, terör karşısındaki Türkiye’ye kast eden güçleri etkisiz hale getirmeye çalışırken bir yüreklilik göstermiş, bir siyasi sorumluluk göstermiştir. Ve Cumhur İttifakı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve sayın Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in yüksek ferasetleri ve milletin teveccühü ve kabulü ile, onaylaması ile bu konsept üzerinde gerçekleşen Cumhur İttifakı anlayışı, seçimle birlikte tecelli etmiş ve başkanlık sistemine geçilmiş, Cumhurbaşkanı da seçilmiştir. Bunu tekrar eskiye döndürmeye çalışan güçler, Cumhuriyet Halk Partisi ve onun yandaşları olan güçler, terörle işbirlikçiliği yapmakta hiçbir behis görmeyen odaklar maalesef ve maalesef zor zamanlarda, parlamenter sistemden söz ederken Türkiye’yi tekrar bir kaotik duruma sürüklemekten başka reçete olmayacak bir anlayışı siyasi arenaya sürmek istemektedirler. Arkadaşlar sistemler, tanrı buyruğu değildir. Sistemler değişmez de değildir. Nasıl ki tek partili hayattan, çok partili hayata geçişi bir süreç içerisinde gerçekleştirdik ve kuvvetler ayrılığı prensibi olarak, yasama, yürütme, yargı anlayışını 1961 anayasası ile birlikte hayata geçirdik yani kuvvetler birliği prensibinden geçtik, bu aşamada da oluşan süreçte, ülkenin yüksek menfaatleri, milletimizin birlik ve bütünlüğü  Cumhur İttifakı’nı gerekli kılmış bu devletin yürüyeceği güvenli bir zemin oluşmasını şart kılmıştır. İste bu devletin ve milletin, yüksek menfaatleri Milliyetçi Hareket Partisi’ne de yüksek bir sorumluluk yüklemiş, bu sorumlulukla birlikte Cumhur İttifakı kurulmuştur. Devletimiz ve milletimiz için geri dönüş yoktur. Ve geri dönüşte hayır da bulunmamaktadır. Bu bakımdan diyebiliriz ki, tekrar eski sistem arayışı içerisinde olmak, sırf ülkenin ve devletin birlik ve beraberlik noktasında tercihten ziyade kendi çıkarlarını ve “Mevcut yönetenler gitsin de nasıl giderse gitsin” anlayışından başka bir davranış şekli değildir. Onun için buna bağlı olarak ilçe başkanımızın da ifade ettiği şekilde erken seçim sözlerinin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bu kapsamda söyleyebiliriz ki, seçimler de vaktinde yapılacaktır. Türkiye istikrar yürüyüşünü o ana kadar Cumhur İttifakı anlayışı ile devam ettirecektir.

Her yerde varız

Askerimiz her yerde, Polis Özel Harekat’ımız her yerde, milletimiz onun arkasında Milliyetçi Hareket Partisi yüksek duyarlılığını devam ettirmekte. Siyasi menfaat paylaşımı içerisinde olanları ve Türkiye’ye kast eden PKK ve onun siyasi yandaşlarını elinin tersiyle etkisiz hale getirmeye çalışırken Milliyetçi Hareket Partisi, geleceği işaret etmekte. Cumhur İttifak’ını birlikte sağladığı anlayışı ve yüksek ruhu milletin birlik ve beraberlik anlayışını gelecek nesillere de işaret ederken ayakta kalmanın, büyümenin, gelişmenin devletler tarihinde ve devletler ortamında güçlü bir devlet olabilmenin reçetesi olarak göstermekte ve mücadelesini devam ettirmektedir. Suriye’de varız, Amerika’da da varız, Avrupa’da da varız; varlığımızı manevi devlet ve şahsiyet anlayışımızı her yerde sürdürmek mecburiyetindeyiz. Yapmaz ve sürdürmezseniz yok sayılırsınız. Yok sayılırsanız, bir gün yok olursunuz. Yok olmamak için, yaşamak için var olan devleti geleceğe taşımak için var gücümüzle çalışmak gayret göstermek anlayışımızdan hiç mi hiç vazgeçmememiz gerekir. Zor olabilir, zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Bin yıllık yurt olan bu coğrafyada yaşarken bu zorluklar bize kader olarak tayin edilmişti. Bu coğrafyada yaşamak, bizim kaderimizdir. Kaderimizle örtüşür şekilde bu coğrafyada yaşamak ne kadar zor olursa olsun, bizim için vatan coğrafyasında olmak ve yaşamak hak ve hukuktur. Bu hakkımız ve hukukumuzdan bizi bertaraf etmek isteyenler bu coğrafya üzerindeki emellerini gerçekleştirmek isteyen emperyalist güçler, kimlerle beraber olursa olsun,istedikleri terör örgütlerini ne kadar desteklerse desteklesinler, 35 bin tır silahı istediği kadar Suriye ve Ortadoğu topraklarına taşıyarak terör örgütlerine taşırlarsa taşısınlar; oradan gelecek terör odaklı bütün eylemler karşısında millet ve devlet var gücü ile birlikte iradesi ile, inancıyla birlikte vardır ve var olmaya da devam edecektir”.

Güzel bir seçim kampanyası yürüttük

Toplantıda Esenler Belediye Başkan Yardımıcısı Osman Gökçebaş’ta yaptığı konuşmada Milliyetçi Hareket Partisi ile Esenler’de güzel bir seçim çalışması yaptıklarını söyleyerek, “Bu çalışmanın da bereketini gördük. Her ne kadar Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti iki yarı parti olsa da, bazı tali konularda fikir ayrılıklarımız olsa da, mesele vatansa, yerel seçim üzerinden ülkeyi bölmek planıysa; bir araya gelmeyi bilirler. Çünkü bu davanın önderleri olan, Alparslan Türkeş ve rahmetli merhum Erbakan hocamız bu birlikteliği 1991 senesinde de göstermişlerdir. Dolayısıyla bu, özümüze aykırı olan bir birliktelik değildir” dedi.

Oyunları bozan bir ülke olduk

“Dünya tarihinin yazıldığı dönemde armudun sapı, üzümün çöpü demeye, hiçkimsenin hakkı yok” diye Gökçebaş sözlerine şöyle devam etti. “Bir araya gelmeyi, beraber hareket etmeyi her zaman başarabilmeliyiz. Siz ne kadar haklı olursanız olun, eğer ülkeniz güçlü değilse, her zaman ensenizde tehlikeyi hissedersiniz. Bu anlamda Türkiye, Ak Parti iktidarında, MHP’nin de son yıllardaki desteği ile beraber Türkiye, coğrafyada kendini hissettirmiş çağ atlamış, artık oyun kurulan değil yeri geldiğinde oyun kuran, yeri geldiğinde oyunları bozan bir ülke haline gelmiştir. Bu bilinçle hareket eden seçmenlerimiz, bu birlikteliği başarı ile taçlandırmışlardır. Yerel seçimler, o kadar basite alınacak seçimler değildir. Biz, yerel seçimleri ülke politikasıyla ülkenin teminatlanmasıyla ne alakası var diyenlere; hendek siyaseti yapanları, hendeklerin belediyenin araçlarıyla kazıldığını, hendekler üzerinden oluşturulan o terör örgütüne yardımların nasıl yapıldığını, belediyeyi aldıktan sonra belediye kaynaklarını dağlara ve teröristlere nasıl aktarıldığını hep beraber gördük. O  yüzden, “yerel seçim bu, birlikteliğe ne gerek var?” diyenlere de bunu örnek gösteriyoruz. Ve benden önce konuşan kıymetli büyüklerimiz daha önemli konulara parmak basmışlardır. Bu organizasyonda emekleri geçen, bu toplantıya bizleri davet eden ilçe teşkilatımıza organizasyonundan dolayı teşekkür ediyorum, hepinizi Allah’a emanet ediyor, saygılarımı sunuyorum”.

39 ilçede toplantılar düzenliyoruz

MHP İstanbul İl Başkanı Birol Gür ise konuşmasına Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul İl Başkanlığı olarak 39 ilçede benzer toplantılar organize ettiklerini belirterek başladı ve, “Bu ve benzeri toplantıları bundan sonra da gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Milliyetçi Hareket Partisi, siz değerli dostlarla bir araya gelmeyi önemli ve kıymetli buluyor” dedi.

“İstanbul’da yaşıyoruz ve İstanbul‘da beraber yaşamaya devam edeceğiz. Dolayısıyla İstanbul’daki birlikte yaşamanın ortak paydasını bulma adına, İstanbul’u çok daha yaşanabilir bir şehir yapma adına, sizin düşüncelerinizi almak için biradayız” diyen Gür konuşmasını şöyle sürdürdü: “İstanbul, Türkiye’nin gözbebeği, aynası. Dolayısıyla göz bebeği olan bu şehri, birlikte korumak, birlikte yaşamak mecburiyetindeyiz. Hem modern şehir hayatının gerçekleşmesi adına hem de İstanbul’da huzurlu ve güvenli bir yaşam adına birlikte mücadele edeceğiz. Siyasi partiler içerisinde Milliyetçi Hareket Partisi, bu manada üzerine düşen görev ve sorumluluğunu yerine getirme gayreti içerisinde, bu saatten sonra da aynı gayreti yapmaya devam edecektir.

İstanbul’da 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerini, özellikle büyükşehir nazarında birlikte yaptık değerli arkadaşlarım. Sonuç itibariyle İstanbul Büyükşehir’de halihazırda görev yapan bir belediye başkanı var. Her gittiğimiz yerde ifade etmeye çalışıyorum, değerli misafirler; 23 Haziran veya 31 Mart öncesi Milliyetçi Hareket Partisi, İstanbul Büyükşehir’in üzerinde düşüncelerini sizlerle paylaşmaya gayret etmiştir. İki noktada sizinle düşüncelerimizi paylaşmıştık; özellikle İstanbul’un milli ve manevi yönünü vurgularken aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinin ne kadar kıymetli olduğunu, bu bütçenin doğru ellerde doğru yerlere kanalize edilmesi gerektiğini ifade etmeye çalışmıştık. Elbette ki taktir siz değerli hemşerilerimizindir. Ancak şunu ifade etmeden geçemeyeceğim, kısa zaman içerisinde 31 Mart ve 23 Haziran öncesi dile getirdiğimiz bazı endişelerimizin hayata geçirildiğinin işaretlerini almış bulunuyoruz. Özellikle terör örgütü PKK’ya yandaşlık yapan, yoldaşlık yapan sözde siyasi partinin İstanbul Büyükşehir özelinde yönetime ortak olmama kanaatimizi sizinle paylaşmıştık. Ancak bu kısa zaman içerisinde İstanbul Büyükşehir’de söz edilen siyasi partinin yönetime ortak olduğunu gözlemliyoruz. Sizler de şahitlik yapıyorsunuz. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi ve aynı zamanda Cumhur İttifakı 2024’e giderken, bunları konuşmaya, anlatmaya, ifade etmeye İstanbul’un geleceği ile ilgili düşüncelerini paylaşmaya devam edecektir”.

Türkiye’nin çimentosuyuz

Programda sonra olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan konuştu. Adan, Türkiye’nin birliği, beraberliği konusunda yaşadığı birtakım zaafları ortadan kaldıran Türkiye bölünmez diyen iradeyi MHP’nin ortaya koyduğunun altını çizdikten sonra, “Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye birliğinin çimentosudur. Türk devletinin çimentosudur. Bu güzel toplantı, buna işaret etmektedir” dedi ve konuşmasını şöyle tamamladı:

“Hiçbir menfaat beklemeden, hiçbir çıkar beklemeden sadece Allah’a, sadece milletimizin birliğine hizmet eden bu güzel, bu şerefli varlıklarımızın neye tekabül ettiğini anlatmak için sizlere söylüyorum. Siz, bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlardan daha güçlü çıkabilmesi için; bölücüye, emperyaliste, Türkiye’yi bölmek isteyenlere boyun bükmemesi için bir büyük mücadele veriyorsunuz, hepinizi tebrik ediyorum. Sizlerin ortaya koyduğu bu irade ile, milletimiz büyük tehlikeleri ikinci plana itmektedir. İşte hemen hemen bugün birçoğumuzun hafızasından silinmek istenen, bir alçaklıktan bahsedelim, 15 Temmuz’da Türk Devlet’i çökertilmek istendi. Ve bazı siyasi oluşumlar, bazı siyasi gruplar şu algıyı ön plana çıkartıyorlar. Sanki mahallenin arkasında iki kişi dövüşüyormuş algısını bize dayatmaya çalışıyorlar. Oysa 15 Temmuz günü, Milli İstihbarat Teşkilatı bombalanmış, Gazi Meclisimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün meclis başkanlığı yaptığı, devleti kurma iradesinin inşa edildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı! Genelkurmay Başkanı kaçırıldı, kuvvet komutanları kaçırıldı, polis askere, asker polise kurşun sıktı… Allah korusun bunun önü alınmamış olsaydı, devletimiz çökertilecekti. Ama biz bu devlete yönelik, 15 Temmuz’da yapılan bu büyük olayın, hemen bir başka tarafında ise sadece Amerika Birleşik Devletleri tarafından 40 bin tır silahın, 50 bin tır silahın ve paraların verildiği bir başka terör örgütü de sınırımızda kendisini Türkiye’yi vurmak için hazırlıyordu. Afrin’de Barış Pınarı Harekatı’ndaki bölgelere dikkatle baktığınız zaman, tek hedefleri, Türkiye’yi vurmaktı. Bir taraftan devleti çökertiyorlar, öbür taraftan Türkiye’yi vurmak için birileri silahlandırılıyor. İşte Milliyetçi Hareket Partisi, Türk devletinin ve milletinin varlık noktasında tarihten gelen bilinci ile uyanık davranmış, birliğin inşasına öncülük yapmıştır. Bu birlik Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte inşa edilmiş bir birlikteliktir. Yenikapı’da inşa edilen bu birliktelik, Allah’a çok şükür, hendekler başlarına yıkılmış ve Amerikalıların verdiği silahlara karşı Türk devleti kararlılığıyla yürürken önce Amerikalı’lar kaçmış, daha sonra da bölücü unsurların kafasına çakılmış. Milletin birliği ve beraberliğine yönelik tehlike bertaraf edilmiştir”.